Sivilceye neler iyi gelir? Önlemede neler etkilidir?

Ergenlik döneminde sık sık karşılaşılan sivilceler, nerede ise herkesin korkulu rüyasıdır. Sivilce sorunu tedavi edilmezse ciltte kalıcı hasarlara neden olabilir.

Cilde açılan yağ bezelerinin tıkanması ile sivilce oluşur. Yalnızca yüz kısmında değil, omuz, sırt ve göğüs bölgesinde de görülür. Sivilce çeşit olarak düşünülse, siyah ve beyaz olarak tanımlanabilir. İltihaplı olarak adlandırılan sivilceye ise püstül adı verilir.

Bu yazımızın içeriğini sivilce hastalığına nelerin iyi geldiği konusudur. Dilerseniz bunları açıklamaya çalışalım;

Sivilceye neler iyi gelir?

Öncelikle belirtmek gerekir ki yanlış bilinen bir gerçek var ki o da sivilcenin sıkılarak yok edilme konusudur. Tam olarak sıkılmadan bırakılan sivilce, deri altında kalarak yayılma gösterebilir ve olumsuz etkisi devam edebilir.

Karbonat: Cilt temizliğinde karbonat kullanılabilir. Bu durumu sivilce temizliğinde de uygulamak yerinde olacaktır. Hafifçe karbonat sivilce üzerine sürülürse, cilt temizlenmiş, kapalı gözeneklerin açılması ile sivilce tedavisinde olumlu etki yaratılacaktır. Ayrıca karbonatlı su, cildin Ph dengesini korumada da yardımcı olmaktadır.

Yulaf: Tam tahıllılar grubuna giren yulaf, beyaz una göre daha çok lif, mineral ve vitamin içerir. Hormon düzeyini korumada ki yönü kan şekerini sabit seviyeye de tutması ile gerçekleşir. Buna paralel olarak yulaf ezmesi yaparak, sivilceye neden olan yağ oranını azaltabilir ve ölü cildi temizleyerek canlandırabilirsiniz. Yulaf ezmesi içine etkisini arttırmak için yumurta akı ve limon da eklenebilir.

Sirke: Sivilceye neden olan bakterilerin önlenmesi için sirke ile cildi temizlemek için diğer bir uygulamadır. Su ile sirke karıştırılarak, bu karışım bir pamuk yardımı ile sivilceye hafifçe sürülür. Kuruması beklenir. Sonrasında yüzünüzü yıkadıktan sonra nemlendirici sürebilirsiniz. Bu uygulama gün içinde sivilce etkisini kaybedene kadar 3-4 defa uygulanabilir.

Patates: Çiğ patates iltihap önleyici özelliğe sahiptir. İkiye bölünen patatesin iç kısmını sivilceye yavaşça sürün. Yada katı meyve sıkacağı ile patatesin suyunu çıkararak bir pamuk yardımı ile sivilceye sürebilirsiniz. Ardından biraz bekleyerek yüzünüzü yıkayın. Bu uygulama günlük 3-4 defa uygulanabilir.

Bal: Anti bakteriyel özelliği ile bal, cildi yumuşatmada, kızarıklığı azaltmada ve cildi temizleme de oldukça etkilidir. Bir miktar balı sivilcenin üzerine sürün ve yaklaşık yirmi dakika kadar bekletin. Ardından durulayın. Bu uygulama günlük yapılabilir.

Çay ağacı yağı: Antifungal (mantar önleyici) etkiye sahip olan çay ağacı yağı, anti bakteriyel yani doğal yağların en etkileyicisidir. Bir miktar çay ağacı yağını bir pamuk yardımı ile sivilcenin üzerine yavaşça sürün. Ardından durulama yapmadan normal yaşantınıza devam edebilirsiniz. Bu uygulamayı günlük yapabilirsiniz.

Limon: içeriğinde bulunan asit yardımı ile sivilcenin kurumasına ve fazla yağların cilt üzerinde oluşturduğu olumsuz etkiyi yok etmede yardımcıdır. Bir pamuk yardımı ile bir miktar taze sıkılmış limon suyunu sivilcenin üzerine sürün. Bir süre bekledikten sonra su ile durulayın. Beklenen süreye dikkat etmek yerinde olur, aksi halde ciltte limon asidi tahriş yapabilir. Yaklaşık 15-20 dakika beklemek idealdir.

Özetlemek gerekirse, sivilce özellikle ergenlik döneminin sorunları arasındadır. Önemli olan sabırlı olarak sivilceyi sıkmadan, yukarıda bahsettiğimiz yolları deneyerek tedavi etme yoluna gidilmesidir.

Hamilelikte İlk Aylarda Ne Yapılmalıdır?

Anne adayları için en önemli dönemlerden biri olan gebeliğin ilk üç ayı hakkında bilgi vermek istiyoruz bugünkü yazımızda .

Bu dönemdeki şikayetlerin en başında bulantı ve kusma gelmektedir. Anne adayları bu durumdan oldukça rahatsızlık duyarlar.

Fakat unutulmamalıdır ki bu süreç geçicidir ve bebek anne karnında geliştikçe bu şikayetler de azalmaktadır.Bu şikayetleri olan anne adayları beslenmelerine dikkat etmelidirler.

Yağlı besinlerden uzak durmalı , katı gıdalarla beslenmeyi tercih etmeli , sigara ve alkolden uzak durmalı , kızartma vb gıdaları tüketmemelidir.

Anne adayı gebeliğin ilk üç ayında kilo kaybı yaşayabilir , bu doğal bir durumdur. Şayet anne adayının günlük kusma sayısı 5 in üzerinde ve kilo kaybı normalden hızlı ve fazla ise bir hekime başvurulmalıdır.

Hamileliğin ilk süreçlerinde yaşanılan bir diğer sorun ise kabızlıktır.

Böyle bir sorununuz varsa bol su , posalı gıdalar (meyve-sebzeler ) ve yeşil salatalar tüketmelidirler.

En sık şikayetlerden biri ise sıkça idrara çıkmadır. Sık sık idrara çıkmanın sebebi ise rahmin idrar kesesine yaptığı basınçtan kaynaklanır.Paniklemeyin !

Bu sorun zamanla kendiliğinden kaybolan bir durumdur.

Anne adayı bol bol dinlenmelidir , ağır bir iş yapmamalıdır. Bebeğinin sağlıklı gelişimi  ve kendi sağlığı için istirahat çok önemlidir.

Bir kadın için en değerli olan şeylerden biri de saçlarıdır. Maalesef anne adaylarının gebelik sürecinde ,geçici olarak saçlarında dökülmeler olabilir . Bu durum anne adaylarını üzmektedir.

Üzülmeyin ! Saçlarınıza yeniden kavuşmayı bekleyin .

Gebeliğinizin ilk aylarında kasıklarda şiddetli ağrı , kahverengi veya kırmızı renkte vajinal akıntısı olan anne adaylarının bu durumu ciddiye alıp bir hekime başvurması gerekir.

Unutulmamalıdır ki düşük riski her gebelikte mevcuttur.

Ayrıca annenin sağlığını da tehdit eden bir durum söz konusu olabilir, lütfen ihmal etmeyin.

Bir mucize dünyaya getireceğinizi unutmayıp , bu dönemin her anının tadını çıkarıp yaşamaya çalışın.

Tüm anne adaylarının evlatlarına sağlıkla kavuşması dileklerimle.

Sigara’yı Bıraktığınızda Vücudunuzda Meydana Gelen Değişimler

Sigara kansere ve birçok hastalığa sebep olan ve sağlığa zararlı bir alışkanlıktır. Bu alışkanlığa sahip kişiler her ne kadar bırakmakta oldukça zorlansalar da sağlıklı bir yaşam için mutlaka sigarayı bırakmalıdırlar. Çok uzun yıllar sigara içmiş olsanız bile bıraktığınızda vücudunuz hemen kendini toparlamak için çalışmaya başlayacak ve emin olun yaşam standardınız yükselecektir.

Sigara kalp, akciğer ve kansere sebep olan ve her yıl birçok kişinin ölümüne yol açan zararlı bir alışkanlıktır. Siz sigarayı bıraktığınızda vücudunuzda birçok değişim meydana gelmektedir. İşte sigarayı bıraktığınızda vücudunuzda meydana gelen değişimler:

1)Sigarayı Bıraktıktan 20 Dakika Sonra

Siz sigarayı bıraktıktan yaklaşık 20 dakika sonra kan basınız, nabzınız normale dönmeye başlar. Ayrıca ellerinizdeki ve ayaklarınızdaki vücut ısısı da normal haline gelir.

2)Sigarayı Bıraktıktan 8 Saat Sonra

Vücuttaki nikotin oranı %6,25 oranında düşer. Bu da yaklaşık %90 oranında bir iyileşme anlamına gelmektedir. Yani siz sigarayı bıraktıktan 8 saat soran kan dolaşımındaki nikotin oranı normal seviyenin altına düşmektedir.

3)Sigarayı Bıraktıktan 12 Saat Sonra

Siz sigarayı bıraktıktan yaklaşık 12 saat sonra kandaki oksijen seviyesi normal seviyeye gelmeye başlar. Vücuttaki karbonmonoksit dereceleri de normal bir hale gelmeye başlar.

4)Sigarayı Bıraktıktan 24 Saat Sonra

Oldukça gergin bir hale bürünürsünüz. Sigara içemediğiniz için en ufak bir olay karşısında bile aşırı tepki gösterebilir ve sinirlenebilirsiniz. Ancak bu durumdan yaklaşık 2-3 hafta içerisinde kurtulacaksınız. Bu nedenle sabırlı olmalı ve bu yolda dosdoğru devam etmelisiniz.

5)Sigarayı Bıraktıktan 48 Saat Sonra

Tat ve koku alma duyularınız tekrar eski haline döner. Sinir uçlarınız kendini yenilemeye ve tekrar eski haline dönmeye başlar. Bu süre zarfında kendinizi yine sinirli ve rahatsız hissedebilirsiniz.

6)Sigarayı Bıraktıktan 72 Saat Sonra

Sigarayı bıraktıktan yaklaşık 72 saat sonra vücudunuz tamamen nikotinden arınmış bir halde olacaktır. Vücudunuzdaki nikotin metabolitlerinin büyük bir çoğunluğu idrar yoluyla vücuttan atılır. Nefes alıp vermenizde büyük bir rahatlık yaşarsınız ve akciğerleriniz tekrar eski haline dönmeye başlar.

7)Sigarayı Bıraktıktan 1 Hafta Sonra

Canınız yine sigara içmek isteyebilir. Günde yaklaşık 2-3 kez sigara içmek isteyebilirsiniz. Yaklaşık 3 dakika sürebilecek olan bu sigara isteğinizle savaşmalı ve kesinlikle sigara içmemelisiniz.

8)Sigarayı Bıraktıktan 10 Gün sonra

Yine günde 1 veya 2 kez canınız sigara içmek isteyebilir ancak bu istekleriniz kısa süreli olacaktır.

9)Sigarayı Bıraktıktan 2 Hafta Sonra

Diş ve diş etleriniz neredeyse sigara içmeyen birininkiyle aynı şekilde görünmeye başlar. Kan dolaşımınız da sigara içmeyen birinin kan dolaşımıyla hemen hemen aynıdır.

10)Sigarayı Bıraktıktan 1 Ay Sonra

Artık sinirlilik, uykusuzluk ve konsantre olamama gibi durumlardan kurtulursunuz. Eğer bu durumlar devam ediyorsa doktora gitmelisiniz.

11)Sigarayı Bıraktıktan 2 Ay Sonra

Artık vücudunuz eski haline dönmeye başlar. Kalp krizi riskiniz düşmeye başlar. Bunun dışında akciğerleriniz kendini temizlemeye devam eder ve fonksiyonları gelişir.

12)Sigarayı Bıraktıktan 3 Ay Sonra

Artık kronik öksürükten kurtulursunuz. Eğer öksürük devam ediyorsan doktora başvurmalısınız. Kan dolaşımınız düzenlenir ve eski sağlıklı halinize geri dönmeye başlarsınız. Artık yürümek, merdiven çıkmak sizin için daha kolay bir hale gelir.

13)Sigarayı Bıraktıktan 6-9 Ay Sonra

Yaşamış olduğunuz yorgunluk hissi ve nefes tıkanması, sinüs tıkanıklığı azalmaya başlar. Enerji seviyeniz artar ayrıca akciğerleriniz tekrar eski haline dönmeye başlar. Kendinizi çok daha iyi hissetmeye başlarsınız.

14)Sigarayı Bıraktıktan 1 Yıl Sonra

Kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskiniz tarı yarıya düşer ve vücudunuz eski haline dönmeye devam eder. Artık kendinizi eskiye oranla daha iyi ve sağlıklı hissedersiniz.

15)Sigarayı Bıraktıktan 10 Yıl Sonra

Artık vücudunuz eski haline döner ve akciğer kanserine yakalanma ihtimaliniz hiç sigara içmeyen biriyle aynı orana sahip olur.

Siz de sigarayı bırakarak daha sağlıklı bir hayata sahip olabilirsiniz. Bu alışkanlığın size hiçbir yararı olmayacağının farkında olun ve biran önce sigarayı bırakın. Siz bu alışkanlıktan kurtulduktan sonra daha sağlıklı olacaksınız ve yaşam standardınız da oldukça yükselecektir.

Dikkat Eksikliği İlaçları

Dikkat eksikliği, pek çok insanın muzdarıp olduğu bir problem. Odaklanma sorununuz eğer bir sebebe bağlı değilse doktorlar dikkat eksikliği tanısı koyabilmekte. Yani uyku sorunları, depresyon, takıntı gibi herhangi bir psişik rahatsızlığa bağlı olmaksızın kişide doğuştan var olan dikkat bozukluğundan bahsediyorum.

Kişi ne kadar istesede dikkatini bir noktada odaklayamaz ve netice olarak stres yaşar. Okul ve iş hayatında yaşanan olumsuzluklar kişide özgüven zedelenmesi oluşturabilir. Bu durumda dikkat eksikliğini gidermek adına bir takım ilaçlara başvurulur.

Bu ilaçlar hakkında konuşmak istiyorum. “Metalfenidat” etken maddesi içeren: Ritalin, Adderal, Concerta gibi ilaçlar dikkat eksikliği olan hastalarda olumlu etkiler doğurabiliyor. Dünyada birçok kişi tarafından kullanılan bu ilaçlar Amerika gibi gelişmiş ülkelerde serbestçe eczanelerden alınabiliyor iken ülkemizde kırmızı reçeteye tabidir.

Uyuşturucu madde müstahsili olmaksızın bu ilaçlar satın alınamamaktadır. Doktorunuz uygun gördüğü taktirde ilacı yazabilir fakat istismara açık oluşu nedeniyle buna yatkın hastalar her ne kadar dikkat eksikliği yaşarsa yaşasın bu ilaçları kolay kolay yazdıramazlar.

Peki etkisi nasıl? Sanırım en çok bunu merak ediyorsunuzdur. İlaç dikkat eksikliğine birebir. Uygun dozda kullanıldığında mükemmel bir ilaç aslında kişinin konsantrasyonunu artırmakla birlikte dikkat eksikliğinin giderilmesiyle beraber birçok psikolojik rahatsızlıkta ortadan kalkıyor. Ama doz aşımı durumunda yahut ezerek burundan çekmek gibi durumlarda ilaç kokain ile aynı etkiye yol açıyor. Bu da büyük bir sorun.

Böyle bir istismar vakasında kişinin bağımlı olma riski yüzde doksandır. Ayrıca doz aşımının kalp krizine kadar götürdüğü bilinmekte kişinin anlık mutluluk ve öfori sonrası öfke nöbetleri ve aşırı korku, aşırı çökkünlük gibi durumlarla karşılaşması olasıdır. Ben bir yıldır bu ilacı kullanan birisi olarak unutarak attığım ikinci hapın etkisine dayanarak söyleyebilirim ki bu ilacı alsanız dahi asla doz aşımına yanaşmayınız. İster doz aşımı olsun ister olmasın bağımlılık geliştirdiğinide söylemekte fayda var.

Dezavantajını bağımlılık, yan etkiler, kalıcı çözüm olmayışı olarak aktarmak yeterli olacaktır. Avantajı yok mu? Eğer bilinçli iseniz, kendinizi biliyorsanız ve maddeye bağlı yaşanmayacağını kavramış biri iseniz bu ilaçları öğrencilik yıllarınızda sınav öncesinde ve çalışma esnasında kullanmanız size yüzde yüz katkı sağlar.

Diğer türlü eğer irade gücünüz yok ise hiç bulaşmamanız gerektiğini ve daha beter hale geleceğinizi unutmayın.

Depresyondan Nasıl Kurtulurum?

Depresyonun biyolojik ve psişik sebepleri olabilir. Buna bağlı olarakta sebep ortadan kaldırıldığında depresyonda ortadan kalkıcaktır. Çarpıtılmış ve gerçekle ilgisi olmayan herhangi bir düşünce ağır bir depresyona sebep olabilir veya yaşanılan trajik bir olay travma etkisi doğurduğu için beyin kimyası bozulabilir. Bu tip durumlarda bir uzmana başvurarak ve ilaç kullanımı ile depresyondan kurtulabilirsiniz. Eğer depresyonda iseniz ve bu durumla nasıl başa çıkacağınızı bilmiyorsanız sizler için bazı bilgiler paylaşmak istiyorum.

Depresyon psişik –ruhsal- olduğu kadar biyolojik bir sebeplede tezahür edebilir. Şimdi biyolojik sebeplerin birkaçına göz atalım.

  1. Uykusuzluk

Uyku alışkanlığımızı denetimimiz altına alamadığımızda depresyon baş gösterebilir. Gece uykusu alınmadığında beyin vücudu ve kendisini onaramaz. Dolayısıyla bütün vücut tembelleşir ve acizleşir. Bu nedenle geceleri birşeylerle ilgilenmek size ne kadar haz verirse versin uyumayı alışkanlığa dönüştürmek zorundasınız. Eğer geceden vazgeçemem diyorsanız, akşam erkenden yatıp gecenin son vakitlerine doğru uyanmanızı yahut en azından gecede 3-4 saat uyuyup gündüz uykusuyla tamamlamanızı öneriyorum. Uykunun kalitesini etkileyen faktörler, odanın sıcaklığı ve kokusu, uyuma esnasındaki vücud pozisyonu, yattığınız vakitteki ruh haliniz vs gibi durumlara göre değişim gösterir. Sağlıklı bir uyku için ne yapmanız gerekiyorsa yapın. Depresyon, vücudun hareketsiz kalmasıdır.

  1. Yanlış Beslenme

Yedikleriniz ve içtikleriniz ruh haliniz üzerinde oldukça etkilidir. Mesela japonlar somon balığı tüketen bir toplum olduklarından zihinsel faaliyetleri güçlüdür. Bunun gibi. Dolayısıyla dengeli beslenmeniz vücudunuzun ve beyninizin dengede kalmasına ortam hazırlayacaktır. Bunu göz ardı etmemenizi öneriyorum. Hamur, şeker gibi gıdalar kimyasal içeren gıdalar vücudun çalışma sistemini kötü yönde etkileyen besinlerdir. Diğer bir faktörde sigaradır. Eğer sigara kullanan biri iseniz sabah uyandığınızda aç karna içeceğiniz sigara tüm gününüzün kötü geçmesine sebep olabilir. Kahvaltınızı yapmadan sigara içmemelisiniz. Uyanınca 2 bardak su içmeniz daha sağlıklı olacaktır.

Depresyona sebep olan biyolojik faktörlerinde olduğunu bildiğimize göre artık bu faktörleri değerlendirmemiz gerektiğini bilmeliyiz. Fakat bu yeterli olacak mı? Tabi ki hayır. Eğer depresyon vücudunuza işlemişse beyniniz çarpıtılmış düşünceler, korkular ve olumsuzluklarla doludur. Artık beynin kimyası bozulmuştur. Bu nedenle negatif bir enerji hakimdir. Bu durumda:

  1. İlaç Kullanımı

İlaçlar bağımlılık yapmaz, normal yaşantınızı kötü yönde etkilemez ve yan etkileri 2 hafta kullanıldıktan sonra kendiliğinden geçer. Depresyon hastası kişiler genelde ilaçlara karşı yanlış bir tutum içerisindedir. Ancak gelişen tıpla birlikte bu ilaçların etkinliğide artmıştır. Bu sebeple mutlaka bir psikiyatri uzmanına başvurarak size en uygun ilacı kullanmaya başlamanızı öneriyorum. Tabi ihtiyacınız var ise.

  1. Terapist Yardımı

İlaç kullanımı kalıcı bir çözüm olmayabilir. Beyninize işleyen kötü düşünceler ilaç kullanımıyla birlikte geçmeyecek yalnızca etkinliği azalacaktır. Onları tamamen imha etmek için terapiste başvurarak farkındalık yaratmanız ve yeniden şekillenmeniz gerekebilir.